Şeffaf görünmek yetmiyor, şeffaf olmak gerekiyor
Küresel vergi şeffaflığının mimarı sayılan OECD, geçtiğimiz hafta yayımladığı Talep Üzerine Bilgi Değişimi Geliştirilmiş İzleme Raporu’nda pek alışılmış olmayan bir şeyi yaptı: Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’ni, şeffaflık standartlarından sapma konusunda resmen uyardı.
OECD bünyesindeki Küresel Forum, 173 üye ülkeden oluşan ve devletlerin birbirlerinin vergi uygulamalarını denetlediği bir yapıdır. Yayınlanan son raporun temel bir hareket noktası var. Buna göre, bir vergi idaresi yurt dışındaki bir mükellefi araştırmak istediğinde, talep ettiği bilgiyi karşı taraftan alabilmeli ve zamanında yanıt görebilmelidir. Bu mekanizma, 2009’dan bu yana 19 milyar Euro’yu aşan ek vergi gelirinin tespit edilmesini sağlamıştır.
ABD açığı kapatmak için yasa çıkarttı
ABD’ye yönelik eleştirinin odağında şirketlerin gerçek sahiplerinin — nihai faydalanıcıların — tespitine ilişkin bilgi yatmaktadır. ABD, 2021’de bu açığı kapatmak amacıyla kapsamlı bir yasa çıkardı (Kurumsal Şeffaflık Yasası); ancak yasa Mart 2025’te mahkeme kararlarıyla fiilen askıya alındı. Bugün itibarıyla ABD’de yurt içi kuruluşlar için herhangi bir nihai faydalanıcı bildirimi zorunluluğu ya da yaptırım mekanizması bulunmuyor.
OECD bu durumu “geri adım” olarak nitelendirerek ABD’den 31 Mart 2027’ye kadar somut bir takvim sunmasını istedi. Bu aşamada, ABD’nin gelir idaresinin güçlü idari yetkilerle bilgiye yine de ulaşılabildiği savunması kabul görmedi Zira, OECD nezdinde pratik bilgi toplama kapasitesi, yasal çerçevedeki yapısal boşlukları gidermek bakımından hiç de yeterli görülmüyor.
ABD meselesi raporun yalnızca bir boyutunu oluşturuyor. 39 ülkede incelenen 217 tavsiye kararının yalnızca yüzde otuz ikisi gerçek anlamda ele alınmış sayılıyor; yüzde elli biri süreçte, yüzde on üçü ise hiç ele alınmamış durumda. Bu noktada şu tespiti yapmak yanlış olmayacaktır; küresel vergi şeffaflığının önündeki asıl engel ideolojik direnç ya da teknik kapasite eksikliği değil, iç hukukta yasaların çıkarılması ile sahaya yansıması arasındaki mesafedir. OECD bu yüzden hukuki reform konusunda geride kalan ülkelere yeni tavsiyeler veriyor. Bu kapsamda, ülkelerin iç hukuk mevzuatlarını yürürlüğe koymaları ve sistemin işlediğini ispat etmeleri bekleniyor.
Daha zorlayıcı ve kapsamlı bir yapı
Ülkelerin birbirini değerlendirdiği akran girdisi mekanizması ise beş yılda beş katına çıkarak 2021›deki 150 değerlendirmeden 2025›te 803›e ulaştı. Sistem giderek daha kapsamlı ve daha zorlayıcı bir yapıya bürünüyor.
Türkiye bu raporun doğrudan izleme kapsamında yer almıyor; ancak “bu bizi ilgilendirmez” demek kolay değil. Türkiye Küresel Forum’un aktif üyesi olarak uluslararası bilgi değişimi taahhütleri vermiştir. ABD’deki nihai faydalanıcı bilgisi boşluğu, Türk vergi idaresinin ABD bağlantılı yapılardaki mükelleflere ulaşmasını fiilen güçleştirmektedir.
Küresel vergi şeffaflığı yolculuğu 2009’da başladığında, 19 milyar Euro’luk ek gelir tespiti ve beş katına çıkan akran denetimi o gün için hayal bile edilemezdi. İsviçre banka gizliliği bir efsane gibiydi; offshore hesaplar neredeyse dokunulmazdı, ülkeler birbirlerinin vergi mükelleflerine ilişkin bilgi paylaşmaktan kaçınırdı. 2009›da kurulan Küresel Forum, bu tabloya kademeli bir müdahale başlattı. Bugün 173 ülke aynı masa etrafında oturuyor, birbirlerini değerlendiriyor ve hesap soruyor. ABD gibi bir ekonominin bile resmi uyarı aldığı bu ortamda, şeffaflığın artık geri döndürülemez bir yön değişikliğini temsil ettiğini söylemek yanlış olmaz. Yöntemi tartışabilir, hızı yetersiz bulunabiliriz; ancak yönün kendisi artık tartışma konusu değil.